İçeriğe geç
Ana Sayfa » Travma ve Dissosiyasyon » Danışan Yakınları için Rehber

Danışan Yakınları için Rehber

DKB (Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu) ve dissosiyasyon yaşayan birine yakın olmak, hem destek verme isteğini hem de zaman zaman zorlanmayı beraberinde getirebilir. Yakınlar çoğu zaman “ne yapacağımı bilemiyorum” ile “her şeyi ben toparlamalıyım” hisleri arasında sıkışmış hissedebilir. Bu rehberin amacı, “mükemmel destek” vermenizi sağlamak değil; güvenliği artıran, iletişimi kolaylaştıran ve ilişkiyi sürdürülebilir kılan temel noktaları netleştirmektir.

Duygusal Dalgalanmalar

Dissosiyasyon ve travma belirtileri değişken olabilir. Bazı günler her şey daha yönetilebilirken, bazı günler tetiklenmeler, kopmalar, yoğun duygu yükselmeleri veya içe kapanma görülebilir. Bu iniş-çıkışlar danışanın bilerek yaptığı şeyler değildir; zorlandığında beden ve zihin kendini korumaya çalışırken bu tepkiler ortaya çıkabilir. Bu süreçte güvenliği gözetmek, yargılamadan iletişim kurmak ve sınırları net ve tutarlı tutmak çoğu zaman en temel dayanaklardır.

Nasıl yaklaşmalı?

Zorlanma anlarında uzun açıklamalar, ikna etmeye çalışma ya da tartışmayı kazanma çabası genellikle işe yaramaz. Çünkü o sırada zorlanan danışanın ihtiyacı, kendini “anlaşılmış ve güvende” hissetmektir.

Yararlı olabilecek iletişim biçimi:

  • Kısa ve sakin konuşmak: “Ben buradayım.”, “Yanındayım, acelemiz yok.”
  • Duyguyu kabul etmek: “Belli ki canın çok sıkkın, yapabileceğim bir şey var mı?.”, “Bunun seni zorlaması çok normal, anlaşılır.”
  • Güvenliği yoklamak: “Şu an kendini güvende hissediyor musun?”, “Sana şu anda en çok ne iyi gelir?”, “Yanında kalmamı ister misin?”
  • Seçenek oluşturmak: “Yanında durmamı ister misin, yoksa biraz yalnız kalmak mı iyi gelir?”, “İstersen sessizce yanında kalabilirim.”
  • Eşlik etmek ve yavaşlatmak: “Acele etmeyelim. Birlikte atlatabiliriz.”, “Derin bir nefes al, sonra bakalım.”

Kaçınılması gereken iletişim tarzı:

“Abartıyorsun, kendine gel, boşver, kafana takma” gibi ifadeler kullanmak

“Niye böyle yapıyorsun?” diye sorguya çekmek ya da suçlamak

“Hadi toparlan, uzatma, kendine gel, geçsin” baskısı yapmak

“Bunu bir daha yaparsan…” gibi tehdit ya da ultimatomlar

Niyet iyi olsa bile, bu cümleler danışanın kendini daha yalnız, anlaşılmamış veya sıkışmış hissetmesine ve belirtilerin artmasına yol açabilir.

Tetiklenme durumlarında ve zorlu anlarda pratik destek

Danışan tetiklendiğinde, yani ani korku, öfke, donma, kopma, kafa karışıklığı, “orada değil gibi” hissetme benzeri belirtiler yaşadığında; hedef “olayı çözmek” değil, o anı güvenli hale getirmektir.

Ortamı yatıştırmak ve güven hissini arttırmak için şu yaklaşımları deneyebilirsiniz :

• Tempo düşürmek ve sakin kalmak: Sesi yumuşatmak, daha yavaş konuşmak

• Çevreyi sakinleştirmek: Kalabalığı azaltmak, tartışmayı ertelemek

• Yatıştırıcı, kısa yönlendirmeler yapmak: “Şu an buradayız.” “Güvendesin.”

• Su içmek, oturmak, elini yüzünü yıkamak, derin ve yavaş nefesler almak

• Fiziksel temas konusunda izin almak: Sarılmak, elini tutmak gibi fiziksel temaslar sakinleşmesi için danışana yardım edebilir ama bazı kişiler için temas korkutucu ya da tetikleyici olabilir. Temasta bulunmadan önce izin almak, “Sarılmak ister misin?” diye sormak daha güvenlidir.

Kriz anında ne yapmalı?

Yoğun dissosiyasyon, kendine zarar düşünceleri, riskli davranışlar veya güvenlik kaygısı olduğunda profesyonel destek almak önemlidir. Yakınların tek başına çözmeye çalışması riskli olabileceği gibi, sürdürülebilir de değildir. 

Krizde temel ilkeler:

Ortamı mümkün olduğunca sakin ve güvenli hale getirmek

Danışanı yalnız bırakmamak ve uygun desteği sağlamak 

Profesyonel destek: Danışanın terapistiyle belirlenmiş kriz planını uygulamak

Acil risk durumlarında: En yakın hastanenin acil servisine başvurmak

Kriz anında en önemli şey; güvenliği artırmak, danışanı yalnız bırakmamak ve uygun yardım kanalına başvurmaktır.

Terapi sürecine yakınların konumu

Yakınlar çoğu zaman terapistle konuşma ihtiyacı hisseder. Ancak terapinin gizlilik ilkesi ve sınırları vardır. Çoğu durumda en iyi yaklaşım şudur:

• Danışanın onayıyla, gerekli durumlarda yakınların da sürece destekleyici biçimde dahil edilmesi (ör. kısa bilgilendirme, kriz planı, ev içi destek düzeni)

• Yakının “terapinin yerine geçmesi” değil; günlük yaşamda güvenli çerçeveyi desteklemesi

Yakınlar, terapide anlatılanları bilmek zorunda değildir. Daha önemli olan; günlük hayatta güvenli iletişim, tutarlı sınırlar ve destek planını sürdürebilmektir.

Sınırlar ve tükenmişlik

Destek olmak, kendi ihtiyaçlarınızı yok saymak demek değildir. Uzun ve zorlu süreçlerde hem danışan hem yakınları yorulabilir; bu, kimsenin suçu değildir. Yakınlarınıza verdiğiniz desteği uzun vadede sürdürebilmek için şu adımlar yardımcı olabilir:

Kendi sınırlarınızı belirlemek: “Şu an konuşacak gücüm yok ama yanındayım; 10 dakika sonra konuşalım.”

Dinlenmek için kendinize zaman ve fırsat yaratmak ve bir destek ağı oluşturmak

İhtiyaç haline destek almak: Psikolojik destek almak, süreci daha sağlıklı yönetmenize yardımcı olabilir.

Kendinize kusursuz standartlar belirlememek: Her durumda en doğru şeyi söylemek mümkün olmayabilir. Bunun yerine, sakin kalmaya, saygıyı korumaya ve güvenliği gözetmeye odaklanabilirsiniz.